kapat
MENÜ
Ürün sepete eklendi
Kur'ân'ın Gölgesinde  - Kur'ân'ın Gölgesinde

Kur'ân'ın Gölgesinde - Kur'ân'ın Gölgesinde

Yayınevi
Stok Durumu
Stokta Var
ISBN
978-625-7104-97-5
Kağıt Türü
1. Hamur
Cilt Türü
Sert Kapak Kuşe Sıvama Cilt
Sayfa Sayısı
741
Kur'ân'ın Gölgesinde - Kur'ân'ın Gölgesinde

Yaşadığımız yüzyılda maddeye ve dünyaya yönelik materyalist bir anlayışın, dünyanın dört bir tarafında etkin hâle gelmesiyle, İslâm dışı yaşam tarzının ve inançsızlığın yaygınlaştığı çağımızda, özellikle İslâm’a karşı yürütülen saldırılara karşı bazı İslâm âlimleri bu tür bir anlayışa karşı koyabilmek ve etkisiz hâle getirebilmek amacıyla Kur’ân-ı Kerim tefsirlerine, farklı bir anlayış ve yaklaşım üslubu ortaya koymuşlardır. İslâm âlimlerinin bu tür bir yaklaşım sergilemesi, aslında mevcut duruma karşı bir cevap vermeye ve farklı bir üsluba yönelmeyi bir ihtiyaç görmelerinden kaynaklanmaktaydı. İşte böyle bir düşünce ve yaklaşım içerisinde bulunan müfessirlerden birisi de, XX. yüzyılın önemli düşünürlerinden ve aksiyon adamlarından olan Seyyid Kutub’tur. 
Seyyid Kutub; hayatı, eserleri ve idamıyla, XX. Yüzyılın ikinci yarısında gelişen İslâmî düşünce ve hareketler üzerinde büyük bir tesir bırakmış önemli fikir adamlarındandır. Eserleri, pek çok dile çevrildiği için etkisi de özellikle Müslümanların yaşadığı bütün coğrafyaya yayılmıştır.
----------
Seyyid Kutub, Kur’ân-ı Kerîm’de her sûrenin kalbe hayat veren bir özelliğe sâhip olduğunu, bazen tek, bazen de muayyen bir eksene bağlı birden fazla konuyu ihtiva ettiğini, bu konuları belirli yönlerden kavrayıp kucaklayan ve aralarında uyum sağlayan bir havası bulunduğunu söyler; ayrıca her sûrenin kendine has bir âhenk taşıdığını ve bu âhengin zaman zaman konunun özelliğine göre değişiklik gösterdiğini kaydeder. Bu düşünce ile müfessir sûreleri cümle cümle, âyet âyet veya kısa bölümler hâlinde değil, konuların zaman içi ve zaman dışı bütünlüğünü göz önünde tutarak bölümlere ayırmak sûretiyle tefsir eder. Ancak bir sûrenin tefsirine geçmeden önce onun asıl maksadı, adı, âyet sayısı, Mekkî veya Medenî oluşu hakkında bilgiler verir; eğer varsa bu konulardaki ihtilâfları belirtir; bazen de kısa bir özetle muhtevasını açıklar.


“Fî Zılâl’il-Kur’ân”, XX. yüzyılda yazılan içtimaî-edebî tefsirlerin en çok ilgi toplayan örneklerinden birini oluşturur.

Ürün hakkında henüz yorum yapılmamıştır.. Sadece ürünü satın alanlar yorum yapabilir..

Tüm Siparişleriniz 1-3 Gün İçinde Kargoya Verecektir.

Ürünle İlgili Bilgi Almak ve Soru Sormak için +90 532 600 87 36 Whatsapp Hattımızdan Hızlı Bir Şekilde İletişime Geçebilirsiniz.

Cayma Hakkı Kullanımı ve İade Şartları, 6502 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun ve Mesafeli Sözleşmeler Yönetmeliği Hükümlerine Bağlıdır.

Prof. Dr. Seyyid Kutub
Prof. Dr. Seyyid Kutub
9 Ekim 1906 yılında Muşa, Mısır'da doğmuştur. Orta ve lise tahsilini el-Ezher de bitirmiştir. Daha sonra Kahire Üniversitesinin Darul Ulum fakültesine girmiştir. 1933 yılında mezun olduğu fakülteye aynı yıl öğretim görevlisi olarak tayin edilmiştir. 1939 ve sonrasında İslami düşünceye yönelmiştir.1946 yılında Konum Dersleri isimli makalesini yayımlamıştır. Çoğu kişiye göre bu makalesi onun İslami düşünceye girişini temsil eder. Makalesinde toplumun ıslahının ve Müslümanların bu yönde çalışmasının Kur'an'ın emri olduğunu savunmuş, Mısır'ın o dönemdeki toplumsal yapısını ve geçirmekte olduğu dejenerasyonu eleştiriyordu. Seyyid Kutub, kitaplarında genellikle geleneksel İslam'a karşı, sahih bir çizgiyi savundu. Tasavvufta var olan hurafeleri eleştirmiş, Mısır'a döndüğünde kamu hizmetinden ayrılıp Müslüman Kardeşler Teşkilatına katılmıştır. Cemal Abdül Nasır'a düzenlenen 1954 tarihli suikast girişimi nedeni ile birçok Müslüman Kardeşler üyesi gibi Seyyid Kutub'da tutuklanmış ve on beş yıl hapis cezası verilmiştir. Seyyid Kutub, hapiste ileride büyük bir önem ve üne kavuşacak olan iki eseri kaleme almıştır. 1964 yılında serbest bırakıldıktan sonra, 1965 yılında tekrar tutuklanmıştır. 22 Ağustos 1966 yılında hakkında idam cezası verilmiştir. Kararı Pakistan, İngiltere, Lübnan, Ürdün, Sudan ve Irak gibi ülkelerde birçok dünü otorite ve grup tepkiyle karşılasa ve Nasır'ı kararından döndürmeye çalışsalar da, Seyyid Kutub, 29 Ağustos 1966 yılında idam edilmiştir.